Bugun...
15-08-2017
SONNUR ADA

SONNUR ADA

Kurduğum cümlede yoksam!

Kullandığımız dil, kimi zaman düşünce dilimizin ezberinde bukalemun gibidir.
Renkten renge girer .Karşımızdaki kişiye göre içinde bulunduğumuz ortama göre doğumu hiç gerçekleşmemiş duyguları ifade eder.
Demek istediğimiz duygu ve düşünce, dememiz gereken duygu ve düşüncenin gölgesinde çırpınır durur.
Yanlış da anlaşılmışızdır çoğu kez kurduğumuz cümlelere yabancı olduğumuz için. Ayıklayamayız bir türlü ellerimizle koyduğumuz taşları pirincin içinden.
“Aslın da ben böyle demek istememiştim”
“Yanlış anlaşıldım”
“Gergindim”
“Sinirliydim”
“Hak ettiği gibi davrandım”
Kaç kere bu anlam da bir cümleyi kullanmak durumun da kaldık ?
Eminim sayısız kez duygu ve düşüncemizle için de olmadığımız bir cümle bizim ağzımızdan çıkmıştır.
Pişmanlık duygusundan çıkmaya çalışırken anlayış talep ederiz.
Olmazsa başlarız gerekçeleri arka arkaya sıralamaya...
Biz hariç herkes sorumludur bizim ağzımızdan çıkan kelimelerin yarattığı yanardağdan. Oysa ki lavları bizim, hayattan, kendimizden, memnuniyetimizi yakar geçer..
Peki söylemek istemediğimiz söz neden çıkar ağzımızdan ?
Düşüncelerimiz ve duygularımız kıyıya köşeye itilmiş ait olduğu akılda yabancı bırakılırken.
Onaylanmak isteriz...
Görülmek, fark edilmek isteriz.
Anlaşılmak kucaklanmak ve sevilmek isteriz.
Öyle çok şey isteriz ki isteklerimize ulaşmak için kapısını çaldığımız adresin yanlış mı doğrumu olduğuna bakmayız bile.
Bakamayız, ezberlerimiz görüş acısıyla oynamıştır, ‘’bize dokunmayan yılan binyıl yaşasın’’ı dinleyen kulağımız işitselimizi tembelleştirmiştir.
Hele duygularımızı örümcek ağı gibi saran ayıplar, kınamalar, günahlar, kıskançlıklar hazımsızlıklar ...
Nasıl hissediyoruz ? sorusunu sorma hakkımızı elimizden almıştır.
İçe çekilen bir tek nefesin içindeki oksijene ihtiyaç duyan bedenimiz gibidir hayatımızla köprümüzü inşaa eden iletişim dilimiz.
İlk yapmamız gereken ne söylediğimizi duymak, söylediğimiz sözün içinde konforlu hissetmek ve sözün ulaştığı yerden nasıl göründüğünü bilmek.
Ne dediğimiz değil nasıl söylediğimiz !
Ramazan bayramı sabahı cemaatle hoca bir araya gelmiştir.
Hoca sorar cemaatten oturan yanındaki adama
‘’Efendi nasıl geçti ramazan ? ‘’
adam yanıt verir
‘’Sormayın hocam sadece bir gün tutabildim çok hastalandım...’’der
hoca diğer yanındaki bektaşiye yönelir
‘’Ya sen ereneler ‘’ der
Bektaşi sakince ‘’Ben efendiden sadece bir gün eksik tutabildim’’ der.

Bu makale 749 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer
Sosyal Medya

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ