Bugun...
20-02-2018
SONNUR ADA

SONNUR ADA

FARK ETMEZ!

Duygu düşünce ve tercihlerimizi ifade ederken öncelik sırasında bizi ikilemlerden kurtardığını düşündüğümüz kelime; “fark etmez”.

“Fark etmez” gücünü önemsizlikten alır.

Kendimizi ifade ederken zorlandığımızda onaylanma ya da dışlanma kaygısı yaşadığımızda, “farketmez” kelimesiyle çıkış arayabiliyoruz.

Evet ve hayır gibi duygu ve düşüncelerimizin karar mekanizmasını temsil eden kelimeleri kullanırken yaşadığımız koşul duygusundan kurtulmak için kullanırız “fark etmez” kelimesini.

Çoğu zaman fark eder aslında ama bize soruyu yönelten kişiyi anlayışsızlıkla suçlarız; ne yapması gerektiğini neden kendisi düşünmüyor. Oysa ki biz olsak… diye başlarız cümleye.

Vereceğimiz ‘’evet’’ yanıtı bizi gebe bırakır mı acaba ya da ‘’hayır’’ dersek yanlış anlaşılır mıyız, bizi yargılarlar mı?... Derken iki arada bir derede fark etmez çatısı altında buluruz kendimizi. Sonra da kırgınlık, kızgınlık ve anlaşılmama duyguları yaşarız.

Kendimizi ifade ederken zorlandığımızda kullandığımız ‘’fark etmez’’ bize yorgunluk kapılarını açar. Ayıp olmasın diye komşunun davetine iştirak edersek oradan memnun çıkma ihtimalimiz yok. Bol bol kusur tespitiyle döneriz ziyaretten. Fark etmez diyerek yaptığımız eylemler bizde çoğu zaman cezalandırılma duygusu yaşattığı için eylemi yaptıranı da biz cezalandırırız çoğu kez.

Kimi zaman uyum sağlamakla kimi zaman da anlayışlı olmakla karıştırılır ifademiz. Oysaki uyum gösterme ve anlayarak eyleme dahil olma bizim farkındalığımızla ölçülür fark etmemizle değil.

Fark etmediğini düşündüğümüz damak tadımız, gideceğimiz mekan, seçeceğimiz kıyafet olabilir. Karar almada zorlanma ya da etrafımızdaki değişkenlere teslim olma sırasında çıkar ağzımızdan, ‘’fark etmez’’ kelimesi.

Beş altı kişilik bir grup arkadaş başka bir arkadaşın mekanını ziyarete gidiyor. Mekan sahibi, ‘’Kahvelerinizi nasıl içersiniz?’’ diyor. Sade, şekerli seçenekleri artınca zahmet olmasın ya da uyumlama olarak içlerinden bir ya da ikisinden ‘’fark etmez’’ cevabı geldi. Damak tadını ve içeceği kahveyi çoğunluğa uydurmaya çalışan arkadaşların sıklıkla kendilerini bu duruma düşürdükleri anlaşılıyordu. Birinin önündeki kahve fincanına dokunulmadı. Diğer arkadaş iki yudumda kahvesini içerek görevini tamamlamış gibi arkasına yaslandı.

Tesadüfen bulunduğum ortamdaki “fark etmez” kelimesinin, tat alma ve keyif duygusunu zapt eden gücünü gördüm.

Kendimizi ve çevremizi anlayıp anlaşılmanın konforuyla görebilmek dileğiyle.

 

 İLETİŞİM UZMANI:adasonnur@yahoo.co.uk

 

Bu makale 1057 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer
Sosyal Medya

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ