Bugun...
17-07-2018
SONNUR ADA

SONNUR ADA

Ayağımızda nasır varken doğru ayakkabıyı bulamayız!

-Ağzımın tadı yok… Etrafımda konuşabileceğim hiç kimse yok.
-‘’Kimse’’ derken; aile, arkadaşlar?
-Ailem bana karşı önyargılı… Arkadaşlarım da kendi havalarında..
-Ailem önyargılı derken?..
-Hep şikayet ediyormuşum, hiçbir şeyden memnun kalmıyormuşum, böyle diyorlar.
-Sen ne düşünüyorsun?
-Ben sıkıldım artık annemle babamın sorularından…
-Annen ya da babanın sorularından mı?
-Evet, cevabını bulmaya çalıştığım soruları sorunca daralıyorum. Tepki veriyorum. Bir kere işten ayrılmak istediğimi söylemiştim o anki sıkışmışlığımla, halbuki işten çıkamayacağımı biliyorum. Annemlere de söylemiş bulundum. Annem sorup duruyor babam da arkadaşlarına söylemiş, bana iki yerde iş bulmuş, git görüş diyor.
- Senin için çözüm üretmek istiyor olabilirler mi?
- Üretmesinler ben ne istediğimi biliyor muyum? Bu işten memnun değilim. Her telefon çalışında saçlarım diken diken oluyor. Annem, ‘’madem çalışmak zor geliyor, otur evde’’ diyor.
- Anlamaya çalışıyor olabilir mi annen senin ne istediğini?
- Ben kendimi anlayayım da önce…
-Bu çok anlaşılır bir şey.
- Benim bu işi değiştirmem lazım, kapalı binalardan bunaldım ben.
************************************************
Yaptığınız işten memnun olmadığınızı düşünün. Haftalık ortalama 45 saatlik zaman diliminizi kaplayan bir durum. En az bir 45 saat de memnuniyetsizliğin yaratığı gündelik zamana yayılan tatsız duygu durumu var. İstemeden, bağ kurmadan yapılan her şeyin bizim üzerimizdeki etkisi isteksizlik, oyalanma, geçiştirme, yüzleşme, isyan etme, teslim olma vb. gibi duygu geçişleri olacaktır. Yani küçük parmak nasırlı! Bütün ayakkabılar ayağını acıtıyor misali, kiminle hangi koşulda iletişim içinde olsa canı sıkılacak. Karar veremeyecek. Verdiği karardan memnun olamayacak. Duyguları, yorgunlukları ve memnuniyetsizliklerinin değerlendirme sisteminde oluşturduğu hatalı sinyallerin sonuçlarını yaşıyor olacağız.
Böyle durumlarda ilk ortaya çıkan iletişim dili, suçlama dilidir. Başımız ağrırken karnımızı göstermeye başlarız. Etrafımızda savunma dilinden duvarlarla karşılaşmaya başlarız.
Ayağımızda nasır varsa ayakkabılarımızı çöpe atmıyoruz, nasırlı parmağımızı iyileştiriyoruz.
Yaşamımızdaki memnuniyetsizliklerimizi tesbit ettiğimizde de memnuniyetsizliklerimizi gidermek, memnun olduğumuz yapıların zarar görmesini engeller.
Belki işimizi değiştiremeyeceğiz ama işe bakışımızdaki keskinlikleri daha yumuşak görmemizi sağlayacak diğer yaşam alanlarımıza özenli davranacağız. Çözüm üretmeye çalışan insanların çözümleri geçersiz olabilir ama çözüm üretme çabalarının gerçek olduğunu unutmayacağız.
Arkadaşlarımız kendi hayatlarında değişen olay ve durumlar ile iç içe iken biz onları hep aynı renk ve desende iletişimle boğmayacağız.
Sürekli sorun dili kişiyle sorunu özdeşleştirmemize neden olur. Kendimizi aynı sorunla aynı noktada değişmez bir fotoğraf olarak tutmamalıyız.

İLETİŞİM UZMANI:adasonnur@yahoo.co.uk

Bu makale 636 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer
Sosyal Medya

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ